Supernatural Turkey
Sitemize üye olun!!


Supernatural Turkey Fan Sitesi
 
AnasayfaRole Playing GameTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bilinmeyen

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3
YazarMesaj
rebel_rocker
RPG Üye
RPG Üye
avatar

Yengeç Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 08/10/09
Yaş : 23
Nerden : Antalya

Kişi sayfası
RPG Puanı:
95/100  (95/100)

MesajKonu: Bilinmeyen   Ptsi Ekim 12, 2009 10:48 pm

Konunun ilk mesajı :

Güneşin gülümsemediği karanlık bir güne merhaba dedim yine... Alışkanlık, uyuyor sanıp boş yatağına baktım. Beni bırakıp gittiğini çok zor kabulleniyordum. O benim tek dostum değil miydi? Beraber gülüp beraber ağladığım tek sevdiğim insan değil miydi? Nasıl olmuştu da beni bu kadar çabuk bırakmıştı?
.....Bir yandan anlamaya çalışıyordum hayatı, bir yandan unutmaya. Yavaş yavaş alışıyordum bu renksiz dünyaya, artık fazla düşünmüyor,ağlamıyordum. Tek yaptığım şey içimdeki küçük bir umutla bütün gün gezinmekti. Üzerimi giyinip kendimi dışarı attım. Hiç bir farklılık yoktu yine aynı yabancı ve somurtuk yüzler... Heralde yine şu umursamaz ve görünmez tavrımı takınmıştım ki kimse selam vermedi. Benimle konuşmadıklarına seviniyordum saçma sorularına yalan cevaplar vermek zorunda kalmıyordum.

Saatler geçip gitti, bulutlar bana yaklaştı ve artık zamanın geldiğini fısıldadı her gün olduğu gibi. Tabii bende her gün olduğu gibi yine onu dinledim,ne derse desin gerçek olmadığını bile bile...Sonunda susmuştu ama şimdi nerdeydim, belki de bu sefer onu dinlememeliydim... Kafam karışıktı ya da boştu. Konuşacak kimsem yoktu.Belki onu dinlemekten başka çarem yoktu...
İç sesimle konuşurken önümde garip bir gölge olduğunu hissettim. Ancak başımı kaldırdığımda artık çok geçti, kaybolmuştu bile... Tanrım,sanırım kafayı yiyordum. Elim boş o soğuk eve döndüm....

~~Beğendiyseniz devamını yazarım ~~
Sayfa başına dön Aşağa gitmek

YazarMesaj
rebel_rocker
RPG Üye
RPG Üye
avatar

Yengeç Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 08/10/09
Yaş : 23
Nerden : Antalya

Kişi sayfası
RPG Puanı:
95/100  (95/100)

MesajKonu: Geri: Bilinmeyen   Ptsi Ara. 14, 2009 3:05 am

7
Yıllardır, uyuyormuşum gibi hissediyordum. Gözlerim şişmiş ve acıyordu. Bedenim artık bu odaya alışmıştı. Zaten bomboştu, yere öylece uzanıp yatıyordum. Zemin sıcaktı,üzerimde sadece T-shirt ve kot vardı ve hiç üşümüyordum. En son aylardan Ağustostu. Acaba hangi aydayız, günlerden ne, saat kaç ? Ne kadar zamandır burda olduğumu bilmiyordum. Burası geldiğimden beri hep karanlıktı, gece mi yoksa gündüz mü olduğunu anlamak imkansızdı. Acaba burada çok az bir süredir mi bulunuyordum, yoksa biri beni uzun damandır burada uyutarak mı tutuyordu? En son ölüp ölmediğimi düşünüyordum. Sanırım yaşıyordum. Almira neredeydi kim bilir? Eğer onu öldürdülerse ne yapardım? Elimde fırsatım varken onu kurtaramamıştım. Bizi kaçıran bu adamların amacı neydi? Artık sorulardan bıkmıştım. Burdan kurtulmalı mıydım? Yoksa beklemeli miydim? Ne yapmalıydım? Doğru olan neydi? Bu halde bile doğruyu ve yanlışı düşünüyordum.
Saatlerdir öylece yerde yatıyordum. Uyuşmuştum, gözümü bile kırpmamıştım nerdeyse. Belki biri gelir neler olduğunu anlatır diye umutla bekledim, aptal gibi... Hiç olmaması gereken yerlerde iyimser davranışlarımdan bıkmıştım. Oysaki herkes pesimist biri olduğumu düşünürdü.
..Daha ne kadar burda bekleyecektim, neyi beklediğimi bilmeden. Aahhh! Gözlerimm! Bu yoğun beyazlık, gözlerimi yaktı neredeyse. Tanıdık bir ses;
-Haydi kalk, gidiyoruz!,dedi.
Gözlerimi ışıktan korumak için ellerimle siper etmiştim.Adamı göremiyordum, sesi çok tanıdıktı ama çıkartamamıştım.Konuşmaya çalıştım ancak sesim çıkmadı. Sonunda boğazımı temizledim ve;
-Şunu üzerimden çekte etrafı görebileyim, dedim. Adam elindeki el fenerini başka yöne tutmaya başladı. Ve onun "o mavi gözlü adam" olduğunu haıtrladım. Korkudan mı yoksa üşümeye başladığım için mi bilmiyordum ama titremeye başladım. Öylece durup adama bakıyordum, o sabırsız bir şekilde kalkmamı bekliyordu. Öfkesine yenik düştü ve bağırarak:
-Sabaha kadar oturup seni bekleyemem, çabuk ol bizi bekliyorlar, dedi. Çok korkmuştum bu yüzden dediğini yaptım. Tam ayağa kalktığım sırada birinin ayak sesleri yaklaşıyordu. Adam yaklaşınca onun "kahverengi gözlü adam" olduğunu hatırladım.
-Sakin ol Chad, sen gidip onunla ilgilen. Biz birazdan geliriz, dedi. Mavi gözlü yani Chad homurdanarak uzaklaştı. Kahverengi gözlü son gördüğüm gibi değildi, giysileri gayet normaldi ve elinde gördüğüm mühür artık yerinde yoktu. Adam yere oturup bağdaş kurdu. Bende bir süre gözlerimin ışığa alışmasını bekledim. 2-3 dakika sonra adam:
-Ben,Jasper. Biliyorum, şuan çok korkuyorsun ve neler olduğunu öğrenmek istiyorsun.Ama inan sana hiç bir şey söyleyemem. Neden bilmiyorum ama bu sözler beni çok sinirlendirmişti:
-Bizi buraya kaçırıp sonrada iyi insan rolü yapmaya kalkma, hakkımda hiç bir şey bilmiyorsun ve asla da bilemezsin! Neler olduğunu öğrenmek istiyorum bu doğru ama inanın, beni öldürüp öldürmeyeceğiniz umrumda bile değil. Sizden tek isteğim Almira'ya dokunmamanız.
Jasper şaşırmıştı tek söylediği şey:
-Almira'yı merak etme,oldu.
Tam o sırada telefonu çaldı. Açtı, söylenenleri dinledi, kafasını salladı ve telefonu kapattı. Bende bulundum odayı inceliyordum, tahmin ettiğim gibi burası bembeyaz,zemini parke, büyük bir odaydı. Ama normal değildi. Sonra aklıma tavandaki gölge geldi, kafamı kaldırıp yukarı baktığımda, adamların elinde gördüğüm simgenin aynısını gördüm. Bu simgenin bir anlamı olmalıydı. Ben bunlara kafa yorarken Jasper:
- Artık kızmaya başladı, haydi gidelim.
O önden bende arkasından uzun,dar bir koridorda yürüyorduk, her yer bembeyazdı. Ve çok ışıklıydı. Onca zaman karanlıkta durduktan sonra burası başımı döndürmüştü. Ama uzun zamandır uyuyordum. Bu yüzden kendimi dinç hissediyordum ve bayılmak için hiç uygun bir zaman değildi. Uzun bir süre koridorda yürüdük. Sonunda siyah bir kapının önünde durduk. Jasper, kapının üstünde bulunan küçük butona bastı ve kapı yavaşça açılmaya başladı. İçerde beni neyin beklediğini bilmiyordum ve gerçekten çok korkuyordum. Umarım Almira içerde ve iyiydir. Beni de burdan uzakta bir yerde öldürseler diye içimden geçirdim. Kapı yarısına kadar açılmıştı, kapı açıldıkça korkum artıyordu. Gözlerimi kapatıp, başımı ellerim arasına aldım ve öylece bekledim....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
tubrock
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Ikizler Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 22/09/09
Yaş : 23
Nerden : samsun

MesajKonu: Geri: Bilinmeyen   Salı Şub. 02, 2010 7:23 pm

seni tebrik ederim.gerçekten müthiş yazılar olmuş.çok heycanlı bir yerde bırakmışsın meraktan çatlıycak gibiyim.acaba o odada kim vardı?
meraktayım ve bekliyorum devamını
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
rebel_rocker
RPG Üye
RPG Üye
avatar

Yengeç Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 08/10/09
Yaş : 23
Nerden : Antalya

Kişi sayfası
RPG Puanı:
95/100  (95/100)

MesajKonu: Geri: Bilinmeyen   Perş. Şub. 04, 2010 2:42 am

-8-
...Gözlerim hala kapalı, birinin beni dürtmesini bekliyordum. Öyle korkuyordum ki gözlerimi hiç açmak istemiyordum. Sonunda içerden biri:
-Hadi içeri girin,dedi.
Tüm cesaretimi topladım, odadaki her kimse onunla karşılaşacak gücü kendimde hissettim ve gözlerimi açtım.Jasper beni arkamdan itikledi, bu ani hareket düşmeme neden oldu. Kafamı kaldırdığımda gördüğüm ilk yüz Almira'nın gülen yüzüydü. Onu gülerken görmek beni oldukça şaşırtmıştı. Kalp atışlarım git gide hızlanıyordu.Yavaşça yerden kalktım ve kafamı parke desenlerinden ayırıp odadakileri incelemeye başladım. Bizi odaya buyur edenin kim olduğunu hemen anladım. Hemen önümde duran, saçları bembeyaz, hafif kilolu yaşlı adamdı. Kimseden çıt çıkmıyordu. Adamın sağında Almira, solunda tanımadığım bir kadın daha vardı. Odanın bir köşesinde uzun boylu bir adam arkasını dönmüş,pencereden dışarıyı izliyordu. O adamın yanında da Chad vardı. Gözlerini kısmış, dik dik bana bakıyordu.Hücremde hatırladığım gözler Chad'in gözleriydi herhalde... Sessizliği bozan beyaz saçlı adam oldu:
-Merhaba Alexis, seni burada görmekten hepimiz çok mutluyuz. O bunları söylerken Chad'in ve yanındaki yabancının birbirine baktığını gördüm. Beni burada istemedikleri çok belliydi. Adam devam etti:
-Bu arada ben Miguel. Bu mükemmel bina tamamen benim eserimdir ve burayı ben yönetirim.
Kafam hala çok karışıktı, onlara soracak milyonlarca sorum vardı ancak beni dinlemeyeceklerinden emindim.Miguel odada bulunan diğer kişileri tanıtmaya başladı:
-Bu, Shannon. Benden sonra buradaki en yetkili kişidir. Aynı zamanda benim eşimdir. Sanırım Jasper ve Chad'i tanıyorsun,ha?
Tanımaktan kastı sadece isimlerini bilmekse tanıyordum.Pencerenin önünde duran gizemli adamı tanıtmamıştı. Ama şu an o adamdan çok daha önemli bir sorunum vardı. Bu adamlar ve Almira beraber çalışıyor olmalıydı. Tuzağa düşmüştüm. Unknown, Miguel olmalıydı. Amaçları neydi, beni neden öldürmediler ki?
-Bak Alexis, neden burada olduğunu merak ediyorsundur. Bu anlatması güç ve çok karışık bir durum. Öncelikle ilk testi geçtiğini söylemek isterim. İlk görevin Almira'yı kurtarmaktı. Almira'yı kurtaramayacağını zaten biliyorduk ancak sen Almira için kendini feda edebilecek kadar fedakar olduğunu kanıtladın. Bu yüzden hala hayattasın. Bu arada seni sürekli rahatsız eden "Unknown" bendim... Her neyse şimdi gitmemiz gerekiyor.
Jasper'a döndü ve :
-Jasper onu odasına götür, dedi.
Miguel ve Shannon odadan çıktılar. Almira fısıltıyla :
-çok üzgünüm...dedi ve odadan ayrıldı. Jasper:
-Hadi, seni odana götüreyim, dedi. Ancak benim o hücreye dönmeye hiç niyetim yoktu:
-Teşekkürler ama burda kalmayı tercih ederim.
-Bence odanı görmeden karar verme, dedi. Pencerenin önünde duran gizemli adam arkasını dönmeden:
-Ben ona bakarım, siz gidin.
Chad, yabancıya "ne diyorsun sen yahu" der gibi baktı. Jasper hiç bir şey söylemeden çıkıp gitti. Yabancı:
-Sana git dedim, Chad! dedi. Chad kızmıştı:
-Ne halin varsa gör, ben gidiyorum. Aradığın zaman beni bulamayacaksın.
Yabancı adam ne yapmaya çalışıyordu anlayamadım. Buraya geldiğimden beri yüzünü bile görmemiştim. Nedense içimden bir ses onun beni tanıdığını söylüyordu. Odada sadece o ve ben vardık ama o, hala olduğu yerde, dışarıya bakıyordu. Beş dakika geçmişti ve hala konuşmuyordu. Sonunda dayanamadım :
-Sen kimsin?
Sesimi çıkarmamla adamın bana dönmesi bir oldu.
Cevap verdi:
-Beni tanıyamamana kızmıyorum. Bu yüzü daha önce görmedin değil mi?
-Görseydim, ismini sormazdım öyle değil mi?
-Ben "Lorens." dedi ve ortadan kayboldu. "Lorens" mı dedi gerçekten? Lorens, Lorens, hayır! Nasıl birdenbire yok oldu?
Bu da kesinlikle bir tuzak olmalıydı. Bu Lorens O değil,olamaz.
İmkansız, bunu düşünmek bile beni öldürüyor. Unuttuğumu sandığım, aslında kalbimin derinliklerine gömdüğüm acılarım tekrar canlandı. O berbat gün aklıma geldi ve hemen o anda ölmek istedim. İçimdeki bu acıdan kurtulmak, bu yerden kaçmak istiyordum. Bana O'nu hatırlatan herşey burdaydı sanki. Daha fazla kendimi tutamadım, yere çöküp ağlamaya başladım. Yine...







En son rebel_rocker tarafından Çarş. Mart 03, 2010 9:36 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bastet
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Oğlak Mesaj Sayısı : 7
Kayıt tarihi : 08/02/10
Yaş : 22
Nerden : Evden :P

MesajKonu: Geri: Bilinmeyen   C.tesi Şub. 27, 2010 8:15 am

ufff kanka mükemmel olmuş hepsiii
kb ya anca bitirdim hepsini durumları biliyosun
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
rebel_rocker
RPG Üye
RPG Üye
avatar

Yengeç Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 08/10/09
Yaş : 23
Nerden : Antalya

Kişi sayfası
RPG Puanı:
95/100  (95/100)

MesajKonu: Geri: Bilinmeyen   Paz Şub. 28, 2010 1:15 am

Sorun değil, teşekkür ederim canım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
rebel_rocker
RPG Üye
RPG Üye
avatar

Yengeç Mesaj Sayısı : 67
Kayıt tarihi : 08/10/09
Yaş : 23
Nerden : Antalya

Kişi sayfası
RPG Puanı:
95/100  (95/100)

MesajKonu: Geri: Bilinmeyen   Çarş. Tem. 14, 2010 9:55 pm

9
Uzun zamandır Jasper'dan başkasının ne yüzünü görmüştüm ne de konuşmuştum. Artık hayattan hiç bir beklentim kalmamıştı, resmen bitkisel hayattaydım. Hiç bir şey hissetmiyordum, ağlamıyordum bile... Sanırım bundan sonraki hayatım bu lüks odada geçecekti. "Odam" benim için biraz büyüktü, ihtiyacım olan her şey vardı, telefon,internet bağlantısı olan bir bilgisayar, buzdolabı, içi dolu giysi dolabı, tuvalet... Bu odada kaldığımdan beri sadece 1 kez dışarı çıktım. O da Jasper'ın zoruyla, dışarı çıkmazsam kafayı üşüteceğimi düşünüyordu. Oysa umrumda değildi, ben zaten çoktan ölmüştüm...
Geçen gün Jasper, benimle konuşmaya çalıştı. Geçmişim hakkında bir sürü soru sordu, kısa cevaplar vererek başımdan gitmesini sağladım. Amacı beni neşelendirmekti ama bunun imkansız olduğunu anlamalıydı. Bundan sonra artık beni hiç bir şey mutlu edemezdi, hiç kimse gülümsememi sağlayamazdı.
Jasper, bu sabah yanında Chad'le birlikte odama geldi. Durumum, Chad'i mutlu etmişe benziyordu. Yüzünden gülücükler eksik olmuyordu. Chad:

-Hey Alex! Canın sıkılmıyor mu bütün gün burada oturmaktan,ha?
Tanrım, bu adam benden ne istiyordu.
-Bana böyle hitap etme, Chad! Ayrıca burada gayet iyiyim sen hiç merak etme.
Alaycı bir ses tonuyla:
-Merak etmek mi? Seni merak eden kim? Sadece "Hücrene geri dönmek ister misin?" demek istemiştim.
Jasper araya girdi:
-Chad yeter ama, gitsene sen, Miguel seni bekliyordur!
-Emredersiniz "Bay Anlayışlı" Bak Jasper bu kızı sana arkadaşlık etsin diye kaçırmadık, biliyorsun değil mi?
-Chad, kapa çeneni ve defol burdan!
-Benimle böyle konuşamazsın, sana bunun hesabını sorardım ama bugün çok işim var.
Chad sonunda gitmişti. Ancak söylediği sözler hala kafamı kemiriyordu. "Bu kızı sana arkadaşlık etsin diye kaçırmadık?" Ben bu konuya kafayı takmışken Jasper düşüncelerimi böldü;
-Onun adına üzgünüm... Can sıkıcı biri.
-Can sıkıcıdan çok daha öte bence...
-Ah, evet..
Bir süre ikimizde sustuk. İki saattir yanımdaydı, artık canım iyice sıkılmaya başlamıştım;
-Neden burdasın? Yoksa Miguel bana bekçilik etmeni mi emretti?
-Hayır, Miguel ile alakası yok.
-Öyleyse neden tüm gününü burada oturarak geçiriyorsun? Eminim yapacak daha iyi işlerin vardır.
-Elbette var ama seni yalnız bırakmak istemiyorum.
-Yalnız olup olmamam neyi değiştirir ki, ne de olsa yakında öleceğim.
Jasper söylediğim sözler karşısında kahkalara boğuldu. Bense kaşlarımı çatmış susmasını bekliyordum.Sonunda kahkaha atmayı bırakıp;
-İnanamıyorum, gerçekten seni öldüreceğimizi mi düşünüyordun?
-Evet, öldürmeyecekseniz neden kaçırdınız?
-İşte bu soruya cevap verirsem ikimizde ölürüz.
-Neden?!
-Bak, ben de yaklaşık 1 yıl önce kaçırıldım. Ve hala hayattayım. Neden kaçırıldığımız konusunda bir kaç şey biliyorum ama inan sana bunu anlatamam.
-Peki bizi asla serbest bırakmayacaklar mı?
-Bilmiyorum..
-Off
-Şimdi ben bir şey sorabilir miyim?
-Evet?
-Şu an kaç yaşındasın?
-20.
-3 yıl önce bugünü hatırlıyor musun diye sorsam.. Yani 27 Ağustos 1996'da ne yaşadığını hatırlıyor musun?
-Neden soruyorsun? O gün hakkında ne biliyorsun?
-Miguel konuşurken duydum sadece.. Hiç bir şey bilmiyorum.
-O zaman şöyle bir anlaşma yapalım; sen bana neden kaçırıldığımızı söyle, bende sana o günü anlatayım?
-Bu gerçekten tehlikeli.. Ama kabul ediyorum.
-Pekala, önce sen!
-Tamam... Senin kaçırılman hakkında fazla şey bilmiyorum bu yüzden kendi kaçırılma olayımı anlatayım. Tarih 15 Mayıs 1996'dı. 17 yaşlarındayım, evde uyuyordum. Aniden bir ses duydum, bir insan sesi, daha çok bir fısıltıya benziyordu. Evimizin yakınlarında bir park vardı, o parka gitmemi söylüyordu ses. Ama ben dinlemedim... Bu konudan kimseye bahsetmedim ve unutmaya çalıştım. Unutmazsam delireceğimi biliyordum. Aradan bir kaç ay geçti. Ve çevremdeki insanlar ölmeye başladı... Önce ailem, sonra arkadaşlarım ve beni tanıyan bir çok kişi daha öldü... Aradan 2 yıl geçti ve Unknown adında biri beni aramaya başladı... Telefondan bana bazı talimatlar verdi, hepsini uyguladım... Chad ve Almira beni buraya getirdi. Buraya geldiğimde 19 yaşındaydım, şu an 20 yaşındayım ve senin kaçırılmandan iki hafta önce Almira bana her şeyi anlattı.
-Neler anlattı??
-Neden kaçırıldığımızı... Miguel bu binayı bizim gibiler için inşa etmiş.
-Bizim gibiler derken lanetlilerden mi bahsediyorsun?
-Hayır pek sayılmaz. Kaderini reddedenlerden bahsediyorum.
-Nasıl yani?
-Bak eğer ben 15 Mayıs 1996'da o sesi dinleseydim, farklı bir boyuta geçecektim. Orada dünya zamanına göre 2 gün kalacaktım. Ve kaderimi öğrenecektim. Ama ben bunu reddettim.
-Ah, bu çok saçma hem sen bunu nerden bilebilirdin ki?
-O günden önce bunu sana gösteriyorlar... Bazı işaretler geliyor, ama sen bunu görmezden gelmeyi seçersen farkedemiyorsun, yani önemli bir şey olduğunu farkedemiyorsun demek istiyorum.
-Sanırım şimdi anlıyorum... Ama hala sorularım var...
-Yani 3 yıl önce biz ve bizim gibiler kaderini reddetti. Miguel bu kader boyutuyla ilişkili... O, Chad, Almira ve Shannon kaderini kabul etmiş ve sanırım şu an görevlerini yerine getiriyorlar.
-Görevleri tam olarak ne peki?
-Görevleri; bizi kaderimize mahkum etmek diyebiliriz... Demek istediğim o boyuta bizi göndermek istiyorlar.
-O boyut dediğin yer hakkında bir şeyler biliyor musun?
-Maalesef hayır.. Almira'nın dediğine göre; orayı tam olarak bilen hiç kimse yokmuş. Miguel bile çok az şey biliyormuş. Ve bir şey daha var, kader sana seslendiğinde o boyuta geçiyormuşsun, 2 gün orada kalıyormuşsun tabii orda zaman çok daha uzun geçiyormuş. Dünyaya geri dönüyormuşsun ve o boyutla ilgili hiç bir şey hatırlamıyormuşsun. Tek hatırladığın orada kulağına fısıldanan sözler oluyormuş ve her gece rüyanda o sözleri duyduğun anı görüyormuşsun. Bir nevi rüyanda o boyutu ziyarete gidiyormuşsun gibi bir şey...
-Böyle şeyler olabileceğini hiç düşünmezdim...
-Bende öyle.. Neyse şimdi sıra sende?
-27 Ağustos 1996... Loren'la birlikte dışardaydık bir konu hakkında tartışıyorduk. Çok sinirlenmiştim, arabaya binip hızla sürmeye başlamıştım. Arabadayken o fısıltıyı duydum... Ve umursamadım... Arabadan inip koşmaya başladım. Ses hiç bitmiyordu, sesten kaçabilmek için her şeyi denemiştim. Ama kaçamadım... Sonunda çok yoruldum ve bir banka oturdum. Ses gitmişti. Orada ne kadar oturduğumu bilmiyordum... Sanırım orada uyuyakalmışım... Ertesi sabah kendimi odamda yatağımda buldum. Her neyse, işte o günden sonra felaketler başladı...
-Anladım... Loren kim?
-O, o benim her şeyimdi...
-di? O da mı öldü?
-Evet... Her neyse bu konuda fazla konuşmak istemiyorum...
-İnan seni çok iyi anlıyorum. Aynı şeyleri bende yaşadım.
-Son bir soru sorabilir miyim?
-Tabii.
-O gece dışında hiç fısıltılar duydun mu?
-Hayır.
-Peki, garip gölgeler gördün mü veya bulutların üstüne doğru geldiğini hissettin mi? Sevdiğin kişileri gördün mü yani canlıymış gibi ?
-Ah hayır... Hiç böyle şeyler görmedim.. Sen gördün sanırım..
-Kahretsin, evet... Bunların bir anlamı var mı peki?
-Bilmiyorum...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bastet
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Oğlak Mesaj Sayısı : 7
Kayıt tarihi : 08/02/10
Yaş : 22
Nerden : Evden :P

MesajKonu: Geri: Bilinmeyen   Salı Ağus. 31, 2010 10:41 pm

Ovvv süperdiii O.O n'oluyo acaba böyle gölgeler falan Very Happy yb ne zaman? Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Bilinmeyen   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bilinmeyen
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
3 sayfadaki 3 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Supernatural Turkey  :: Supernatural Role Playing Game :: Supernatural RPG Eserleriniz-
Buraya geçin: