Supernatural Turkey
Sitemize üye olun!!


Supernatural Turkey Fan Sitesi
 
AnasayfaRole Playing GameTakvimSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Aleksandr Puşkin

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
DSE
Gerçek Üye
Gerçek Üye
avatar

Kova Mesaj Sayısı : 227
Kayıt tarihi : 04/10/09
Yaş : 24

MesajKonu: Aleksandr Puşkin   Paz Şub. 07, 2010 6:34 pm


Puşkin, 1799’da Moskova’da doğar.Babası Sergey Lvoviç,soylu bir ailenin çocuğudur.Annesi Nadejda Osipovna Hannibal’in ne kadar soylu biri olduğunu söylememiz için ise dedesi Etiyopya’lı İbrahim Hannibal’in Rus Çarı I.Petro’nun vaftiz çocuğu olduğunu belirtmemiz yeterli olacaktır.Görüldüğü gibi çok soylu bir ailenin üyesidir Puşkin.Annesi ve babası çok kültürlü ve aynı zamanda gösteriş düşkünü insanlardır.Zamanlarının çoğunu balolarda geçirdikleri için Puşkin,anne ve baba şefkatinden uzak bir çocuk olarak büyür.Puşkin,ilk bilgilerini yabancı eğitmenlerden edinirHenüz sekiz yaşındayken Fransızcası Rusçası kadar iyidir.On bir yaşına geldiğinde ise özgürlükçü ve alaycı yazarlarına hayran olduğu Fransız Edebiyatı’nı neredeyse ezberlemiştir ve Fransız şiirler ve komediler yazmaya başlamıştır.Döneminin tanınmış şair ve yazarları,Puşkin’in evine gelip gidenler arasındadır.Ancak hiçbiri onu kendisine durmadan tuhaf masallar anlatıp,eski Rus türküleri söyleyen dadısı kadar etkilemez.Yaşlı dadısı Arina’nın anlattıkları,Puşkin’in çocukluk ruhunda silinmez izler bırakır ve onun gelişiminde önemli roller barındırdığı söylenir dadı Arina’nın. George Charles d’Anthès adında biri girer.Puşkin,o sıralarda yazdığı birkaç imzasız mektup aracılığıyla,d’Anthès adındaki bu Fransız delikanlısının bayan Natalya Puşkin’e kur yaptığını,bayan Natalya Puşkin’in de d’Anthès’e karşı kayıtsız kalmadığını öğrenir.Çok üzülen Puşkin,1837’de d’Anthès’i düelloya çağırır.Bu bir anlamda Puşkin’in ölüme meydan okuyuşudur.Çünkü,d’Anthès’in ordunun en iyi nişancılarından olduğu bilinmektedir.27 Ocak 1837′de St.Petersburg yakınında Kara Dere’nin bir köşesinde düellonun yapılmasına karar verilir.Puşkin’in şahidi arkadaşı Danzas’tır.Düello’da kullanacağı silahı almak için gümüşlerini sattığı iddia edilir.Düelloda Puşkin tarafından omzundan yaralanan d’Anthès,Puşkin’i karnından yaralamayı başarır.Büyük bir soğukkanlılıkla iki gün boyunca can çekişen Puşkin,Ocak ayının soğuk bir öğleden sonrası hayata gözlerini yumar.Şairin öldüğünü duyunca evinin kapısının önünde toplanan ve Yevgeniy Onegin’in son baskısını kapış kapış tüketen halk,şairin ölümü üzerine neredeyse hükümete karşı bir ayaklanma noktasına gelir.Bu gerekçe ile olayların çıkmasından çekinen polis,bir gece yarısı,şairin tabutunu gizlice kiliseden alır ve Mihaylovskoye köyüne götürerek toprağa verir.
Gogol,“Puşkin,olağanüstü bir olaydır.”der;Dostoyevski daha mistik bir tavırla“ Puşkin, bize gelecekten haber veren bir peygamberimizdir.” der. Puşkin, modern Rus Edebiyatı’nın oluşmasına en çok katkıda bulunan yazın ve düşün adamıdır. Puşkin, klasik Batı edebiyatını ve Rus halk ruhunu sentezleyerek, Rus Edebiyatı’nda “gerçekçilik akımı”nı başlatan liderdir.Aleksandr Puşkin’in düello günü uğradığı son yer;Peterburg Nevski Prospekt’de Wolf’s şekercisidir (şimdi ki Cafe Litteraturnia).Bu cafede Puşkin’in balmumundan bir heykeli vardır.
Yapıtları: Puşkin öncesi Rus edebiyatının ana yönelişleri,romantizm ve klasisizm akımlarıydı.Bunlar da daha çok Batı yazınlarının etkisi altında doğmuşlar,ulusal temele yeterince oturmamışlardı.Puşkin,batı kültürü ve özgürlükçü düşünceyle Rus halk duyarlılığını kaynaştırdığı yapıtlarında,Rus yazın dilini gerek sözcük haznesi gerekse tümce yapısı ve anlatım özellikleri bakımından arındırmış ve zenginleştirmiş,bu dile çağdaş ve ulusal bir yapı kazandırmış,yapıtlarında ilk kez Rus toplumunun halksal özelliklerini yansıtan tipler yaratmakla Rus yazınında ulusal ve gerçekçi çağın öncüsü olmuştur.Puşkin sonrası 19.yy Rus edebiyatının bütün büyük yazarları onun yapıtlarıyla beslenerek yetişmişlerdir.
Puşkin’in anlatı türündeki ilk yapıtı 1827′de yazmaya başladığı “Büyük Petro’nun Arabı”dır. Bu özyaşamsal-tarihsel roman denemesi tamamlanmamış olmasına karşın,sağlam kuruluşu,yalın anlatımı,kişilerin gerçekçi betimlenişleriyle göze çarpar.Puşkin öncesi Rus Edebiyatı’nda anlatı dili şiir dilinden henüz tam olarak ayrılmamıştı.”Büyük Petro’nun Arabı” bu ayrımın oluşmasında önemli bir adım olmuştur.1830 yılının ürünü olan “Byelkin’in Hikayeleri” süssüz,yalın bir üslupla yazılmış,gerçekçi,özlü sanat ürünleridir.Bu öykülerde Puşkin, halk insanlarını büyük bir yalınlık,gerçekçilik ve ustalıkla çizmiştir.Bu öykülerde çizilen bütün tipler Dostoyevski,Nekrasov,Tolstoy,Çehov gibi yazarlar için tükenmez esin kaynakları olmuştur.Bütün bu öyküler ince bir alay,zeka,yalın ve şen bir insan sevgisiyle örülüdür.1832-33 yıllarının ürünü olan “Dubrovski” adlı romanı yukarda sözü edilen yapıtlarının ortak özelliklerini taşır.Yalın ve akıcı anlatımıyla “Byelkin’in Hikayeleri” ne yakındır.Puşkin “Dubrovski” de romantik bir kahramanı ve çevresinde gelişen olayları,yine romantik renkler taşımakla birlikte,halksal,ulusal,gerçekçi bir temele oturtmayı başarmıştır.Romanda dönemin Rus derebeylik düzeni ve ona uşaklık eden bürokrasiyle acımasızca alay edilmektedir. Yine aynı dönemin ürünlerinden “Maça Kızı”nda hedef bu kez St.Petersburg sosyetesidir.”Maça Kızı”nı bir fantezi,traji-komik bir öykü olarak görmek mümkün..Fakat öykünün kahramanı Hermann konusunda Dostoyevski’nin değerlendirmesi,bu anlatıyı biraz daha derinliğine irdelemede ışık tutabilir.Dostoyevski şöyle niteliyor kahramanı : “…muazzam bir kişilik,Petersburg döneminin alışılmadık bir tipi..Onda bir Napolyon profili ve bir iblis ruhu var..” Bu değerlendirmeden yola çıkarak Hermann’ı,Raskolnikov’un hazırlayıcısı,bir ön örneği olarak da görebiliriz..”Roslavlev” Napolyon’un Rusya seferi sırasındaki Rus yüksek sosyetesini incelikle eleştiren bir küçük anlatıdır.Yine de bu birkaç sayfalık anlatının, “Savaş ve Barış”ta Lev Tostoy’u etkilemiş olduğu görülür.Anlatının kahramanı genç kız o dönem ve daha sonraki gerçekçi,ulusal Rus yazınının ilk örnek tiplerinden biridir.”Erzurum Yolculuğu” Puşkin’in çok yönlü zekasının ve kültürünün ışıltılarıyla parlayan bir yapıttır.Kafkas doğası betimlerinin,yıllar sonra bir başka büyük yazarı,Maksim Gorki’yi etkilemiş olduğu rahatça söylenebilir.Savaş alanı tasvirlerinde,dönemin siyasal koşullarının çok ötesinde,insancıl bir yaklaşımı var Puşkin’in :”..Yolda yanlamasına uzanmış yatan genç bir Türk’ün ölüsü önünde durdum.18 yaşlarında bir delikanlıydı bu..Solgun ve masum yüzü henüz tazeliğini yitirmemişti.Sarığı tozlar içinde yatıyordu.Kısa kesilen ensesinde bir kurşun yarası vardı…” Bu cümleler tüm tarih kitaplarından çok daha belirgin ve elle tutulurcasına bir savaş alanı görüntüsünü bize anlatıyor..Puşkin’in anlatı alanında başyapıtı olan “Yüzbaşının Kızı”nı da 1836′da yayınladı.Gogol bu romanla ilgili olarak şöyle demektedir:”Yüzbaşının Kızı ile karşılaştırınca bütün roman ve hikayelerimiz yavan kalıyor.Saflık,yumuşaklık öyle bir yüksekliğe ulaşıyor ki bu yapıtta,gerçek bile yapmacık ve karikatürize edilmiş gibi duruyor.” “Yüzbaşının Kızı” yazılmasaydı,Tolstoy’un “Savaş ve Barış”ının da yazılmamış olacağı görüşü ileri sürülmektedir.gerçekten de savaşın abartılmadan,tüm yalınlığı ve karmaşıklığı içinde anlatılması,roman kahramanlarının gerçek yaşamdan kopuk,savaştan başka birşey düşünmeyen yapay kişiler olarak değil de,kendilerine özgü yaşamları ve aile yaşantılarıyla birlikte verilmiş olmaları bakımından,bu iki roman arasındaki yakınlıktır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Aleksandr Puşkin
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Supernatural Turkey  :: Kültür&Sanat&Spor :: Edebiyat :: Yazarlar-
Buraya geçin: